Hz. İsa Kaç Yaşında Göğe Yükseldi? Felsefi Bir Bakış Hayat, bazen sayılarla ölçülenden daha derin bir anlam taşır. Bu anlam, yalnızca biyolojik bir sürecin ötesinde, insanın varoluşunu ve anlamını sorgulayan felsefi bir sorgulama olarak karşımıza çıkar. Hz. İsa’nın kaç yaşında göğe yükseldiği sorusu da tam bu noktada, yalnızca bir yaş hesaplamasından öte, insanın varlık ve anlam arayışının, etik, epistemoloji ve ontoloji gibi felsefi perspektiflerden tartışılmasına olanak tanır. İsa’nın göğe yükselişi, bir tarihî olayın ötesinde, insanlık ve tanrılık arasındaki bağları derinlemesine düşündürür. Peki, bu olayın yaşla ilgisi ne olabilir? Hangi felsefi bakış açıları, bu soruyu anlamamıza ışık tutabilir? Ontolojik Perspektif: Varoluşun…
Yorum BırakGünlük Keşifler Yazılar
Göçebe Ne Anlatıyor? Kültürel Hareketliliğin Antropolojik İzleri Kültürlerin renkli çeşitliliğini anlamaya çalışan bir antropolog olarak her toplumda beni en çok etkileyen şey, insanların hareket etme biçimleri oldu. Hareket, sadece fiziksel bir yer değiştirme değildir; aynı zamanda anlamların, kimliklerin ve toplumsal ilişkilerin dönüşümüdür. İşte bu yüzden “Göçebe ne anlatıyor?” sorusu, aslında insanın kendini ve çevresini yeniden kurma biçimini sorgulayan derin bir çağrıdır. Göçebelik, tarihin en eski yaşam biçimlerinden biridir. Ama aynı zamanda bugün bile modern şehirlerin görünmeyen damarlarında yaşamaya devam eden bir ruhtur. Göçebe, toprağa bağlı olmayan, ama anlamlara ve ilişkilere tutunan insandır. Ritüellerin Yolculuğu: Hareketin Kutsallığı Antropolojik açıdan bakıldığında göçebelik,…
Yorum BırakÖzet: Hanönü’ndeki tarihî han, 1437’de Candaroğulları döneminde yoldan geçen yolcuların konaklaması için “hayır amaçlı” inşa edildi; ipek yolu güzergâhındaki ticaret ve güvenliğe hizmet etti, yerleşimin çekirdeğini oluşturdu. Hanönü Ne Amaçla Yapılmıştır? Meraklı Bir Ziyaretçinin Notları Yol üstü yerleşimlerin hikâyelerini dinlemeyi severim; çünkü her taş, her kemer bize kimlerin gelip geçtiğini, hangi niyetlerle durup soluklandığını fısıldar. Hanönü’nün adını duyduğumda aklıma ilk gelen de buydu: Buradaki “han” niye yapıldı, kime hizmet etti, nasıl bir toplumsal yaşam başlattı? Cinsiyetlere kalıp yargılar yüklemeden, iki farklı merceği —analitik/veri odaklı ve toplumsal/duygu ve deneyim odaklı— yan yana getirerek bu soruya yaklaşalım. Analitik Mercek: “Veri ne söylüyor?”…
Yorum BırakGöğüs Kafesi Kemik Çıkıntısı Neden Olur? Ekonomik Bir Perspektiften Bedenin Piyasası Bir ekonomist için beden, sadece biyolojik bir varlık değil; aynı zamanda bir kaynak dağılımı modelidir. Sınırlı kaynaklar, sonsuz ihtiyaçlar ve kaçınılmaz seçimler… Ekonomi, bu dengeyi kurmaya çalışırken, beden de benzer bir denge arayışındadır. Göğüs kafesi kemik çıkıntısı, tıbbi bir sorundan çok daha fazlasını anlatır: dengesizlik. Tıpkı bir piyasada arz-talep dengesinin bozulması gibi, bedenin yapısal sistemi de bozulduğunda bir “çıkıntı” üretir. Kaynakların Dengesiz Dağılımı: Bedenin Piyasa Bozukluğu Ekonomide kaynaklar verimsiz kullanıldığında, sistemde atık veya kayıp oluşur. Benzer biçimde, bedende postür bozukluğu veya kas dengesizliği geliştiğinde, göğüs kafesi kemik yapısında bir…
14 YorumEdip Harabi Alevi mi? Evet, Ama Soru Yanlış Yerden Soruluyor Kimi adlar vardır; onları tek bir kutuya kapatmaya kalktığınız anda anlamlarından bir şeyler eksilir. “Edip Harâbî” de öyle… Yalnızca “Alevi mi, değil mi?” diye sorarsak, hem şiirini hem de yüzyıllık bir geleneğin akışkan sınırlarını ıskalarız. Gelin, harareti yüksek bir tartışmanın kapısını aralayalım: Edip Harâbî Alevi midir, Bektaşi midir; yoksa ikisinin de suyu mu onda akar? Çekirdekteki Gerçek: Harâbî bir Bektaşi dervişidir, Alevi-Bektaşi damarının içinden konuşur Biyografik kayıtlar net: Asıl adı Ahmed Edib. İstanbul’da doğdu (1853), Bahriye’de uzun yıllar gemi/birlik kâtibi olarak çalıştı, 17 yaşında Merdivenköy Şahkulu Dergâhı’nın postnişini Mehmed Ali…
12 YorumGlikoz Eksikliğinde Ne Olur? Edebiyatın Penceresinden Bir Bakış Bir edebiyatçının kalemi, yalnızca kelimeleri yan yana getirmekle yetinmez; onların içine ruh üfler. Kelimeler birer damar gibi akar, satırların arasında oksijen taşır. Tıpkı insan bedeninde glikozun yaptığı gibi… Glikozun eksikliği, sadece biyolojik bir boşluk değil, aynı zamanda edebi bir metaforun da ta kendisidir. Çünkü kelime susuzluğu ile bedenin enerji açlığı arasında ince bir bağ vardır: İkisi de yaşamın bütünlüğünü tehdit eder. — Bir Roman Kahramanı Olarak Glikoz Edebiyatta bazı karakterler vardır ki, görünmez olmalarına rağmen tüm hikâyeyi taşırlar. Glikoz da insan bedeninde böyle bir kahramandır. Dostoyevski’nin kahramanlarının yaşadığı ruhsal çalkantıları düşünün; çoğu…
12 YorumMerhaba sevgili okuyucular, Bugün biraz farklı bir konuyu ele alalım istedim. “Havan asker ne demek?” sorusu, ilk bakışta yalnızca askeri bir terimmiş gibi görünse de, aslında toplumsal algılar, cinsiyet temelli yaklaşımlar ve bireysel deneyimler üzerinden çok yönlü okunabilecek bir kavram. Benim amacım, sadece bilgi aktarmak değil; sizlerle beraber farklı bakış açılarını tartışabileceğimiz bir zemin oluşturmak. Hadi gelin, bu kavrama farklı açılardan birlikte bakalım. Havan Asker Ne Demek? Askerlik sözlüğünde “havan”, bir tür topçu silahı olarak bilinir. Dolayısıyla “havan asker” denildiğinde akla ilk olarak bu silahı kullanan, bakımını yapan ve operasyonlarda görev alan askerler gelir. Ancak günlük dilde ve halk arasında,…
12 YorumGerçi Hangi Dil? Toplumsal Yapılar, Cinsiyet Rolleri ve Kültürel Pratikler Üzerine Bir İnceleme Bir araştırmacı olarak, toplumsal yapıları ve bireylerin bu yapılarla olan etkileşimlerini anlamaya çalışırken, bazen dünyanın ne kadar karmaşık bir yer olduğunu fark ediyorum. Toplumlar, binlerce yıl süren evrimsel süreçlerin sonucunda şekillenmiş dinamiklere sahiptir. Bu dinamikler, cinsiyet, kültür ve gelenek gibi kavramlarla iç içe geçmiş, birbirini etkileyen unsurlar yaratmıştır. İnsan davranışlarını şekillendiren bu faktörleri anlamak, sadece bireylerin yaşamını değil, toplumsal yapıları da derinden etkiler. “Gerçi hangi dil?” sorusu, aslında toplumsal normlar, cinsiyet rolleri ve kültürel pratikler etrafında şekillenen daha derin bir sorgulamadır. Bu yazıda, toplumsal yapılar içindeki dilin…
10 YorumHamsili Pilava Mısır Unu Konur mu? – Küresel Damaklar, Yerel Tatlar Arasında Bir Yolculuk Bazı sorular vardır ki, sadece bir mutfak tartışması değildir; kültürlerin, coğrafyaların ve kuşakların birbirine karıştığı bir buluşma noktasıdır. “Hamsili pilava mısır unu konur mu?” işte tam da bu türden bir sorudur. Ben de farklı kültürlerin yemek geleneklerine merakla bakan biri olarak, bu meseleyi hem Karadeniz’in sahil rüzgârıyla hem de dünyanın mutfak haritasındaki yankılarıyla ele almak istedim. Çünkü her pirinç tanesi bir hikâye, her hamsi bir kimlik taşır. Karadeniz’in Gururu: Hamsili Pilavın Ruhuna Dokunmak Hamsili pilav, Karadeniz mutfağının en karakteristik yemeklerinden biridir. Trabzon, Rize ve Giresun’da neredeyse…
12 YorumGaste Kelimesi Nasıl Yazılır? Pedagojik Bir Bakışla Dilin Gücü Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü: Bir Eğitimcinin Samimi Girişi Bir eğitimci olarak, dilin gücüne inancım tamdır. Her kelime, bir düşüncenin, bir duygunun veya bir kültürün taşıyıcısıdır. Ancak dilin en büyük gücü, doğru bir şekilde kullanıldığında ortaya çıkar. Öğrenme süreci de tıpkı dil gibi, doğru ve anlamlı bir şekilde şekillendiğinde bireyi dönüştürür. Bugün, dilin önemli bir parçası olan “gaste” kelimesini ele alacağız. Her ne kadar yazım hataları dilde sıkça karşılaşılan bir durum olsa da, doğru yazımın önemini ve bu konuda doğru öğrenme yöntemlerini keşfedeceğiz. Eğitimde, doğru bilgiye ulaşmak sadece öğrenme sürecinin değil, aynı zamanda…
8 Yorum