Kırmızı Soğan Nerede Meşhur? Geleceğin Sofralarına Bir Bakış Dünyanın dört bir yanında farklı kültürler, mutfaklarında kullanmak için kendilerine özgü malzemeler yetiştirirler. Kırmızı soğan da, bu malzemelerden biri. Şu anda Türkiye’de özellikle Güneydoğu ve Ege bölgelerinde yaygın olarak yetiştirilen kırmızı soğan, tatlılığı ve rengiyle dikkat çekiyor. Ama gelecek 5-10 yıl içinde kırmızı soğan nerede meşhur olacak? Hem gelecekten umutlu hem de kaygılı bir şekilde, kırmızı soğanın bizim hayatımıza nasıl entegre olacağına dair düşündüklerimi paylaşmak istiyorum. Kırmızı Soğan ve Geleceğin Tarımı: Teknoloji ile Değişen Sofralar Gelecekte, tarımın teknolojik dönüşümü sayesinde kırmızı soğan üretiminin çok farklı coğrafyalarda yaygınlaşması mümkün olacak. Şu an aklımıza…
14 YorumEtiket: de
Kardinal Olarak Ne Demek? — Yön Bulan Bir Hikâye, Anlamı Aydınlatan Bir Yazı Sana bir hikâye anlatmak istiyorum. Belki sen de, tıpkı benim gibi, kelimelerin yalnızca sözlüklerde değil, kalbimizde ve günlük seçimlerimizde de anlam kazandığına inanırsın. “Kardinal” kelimesinin peşine düşmem böyle başladı: Sıradan bir akşamüstü, kendimi bir kavşağın tam ortasında bulduğumda. Yollar çoğaldıkça iç sesim fısıldadı: “En temel olan ne? Yönümü belirleyen, yükümü hafifleten, beni ben yapan ne?” Hikâye: Kuzey Rüzgârı ve İki Yol Arkadaşı Mert, planlarıyla gurur duyan biriydi. Haritası katlanmış değildi; çizgilerle, işaretlerle, olası risklerle doluydu. Sözcükleri kısa, hedefleri netti. Zehra ise insanları dinlemeyi seven, yüzlerde saklanan duyguları…
16 YorumNeden Boşlukta Gibi Hissediyorum? Tarihsel Bir Analiz Bir Tarihçinin Gözünden Geçmişin Işığında Bugünün Kırılmaları Boşlukta gibi hissetmek, insanın içsel bir boşluk, eksiklik ya da belirsizlik duygusuyla karşı karşıya kalması olarak tanımlanabilir. Fakat bu hissiyat, yalnızca kişisel bir deneyim olmayıp, toplumsal ve tarihsel kırılmaların da bir yansımasıdır. Bugün yaşadığımız bu boşluk hissinin, geçmişteki önemli dönüm noktalarından nasıl türediğini anlamaya çalışmak, hem kişisel hem de toplumsal anlamda değerli bir analiz sunacaktır. Tarih, toplumların bu tür belirsizlik dönemlerini defalarca yaşamış, her seferinde farklı şekillerde yanıtlar aramıştır. Gelin, bu boşluk hissinin köklerini tarihsel süreçlerde arayalım ve bugün ile bağ kurarak anlamaya çalışalım. Sanayi Devrimi:…
8 YorumKısa cevap: “Yasaklı kitaplar” sadece devlet kararnameleriyle değil; dağıtımcı sözleşmeleri, okul kurulları, platform kuralları ve algoritmalarla da belirleniyor. Bugün yasak—çoğu zaman—hukuk metninden çok tedarik zinciri ve dijital rafların içinde gizleniyor. Hangi kitapların yasaklandığını konuşmayı seviyorum; çünkü bu soru, bir toplumun neyi öğrenmekten, tartışmaktan ve hatırlamaktan korktuğunu ortaya koyar. Gelin, arkadaş arasında açık açık konuşur gibi, kökeninden bugüne ve yarına uzanan bir yolculuk yapalım: Kim, ne zaman, hangi yöntemle “okunmasın” diyor ve esasen neyi koruyor? Hangi kitap yayınları yasaklandı? Sorunun kökeni: Günah listeleri ve “tehlikeli fikirler” Yasaklama refleksi yeni değil. Dini otoritelerin “tehlikeli” gördüğü metinleri listelerle dışlaması, imparatorluk sansürleri, sömürge idaresinin…
6 YorumZafername Ne Anlatıyor? Bir Kalemin İçinde Saklı İsyan ve Vicdan Hikayesi Bazı hikâyeler vardır, sadece kelimelerle değil, kalbin atışlarıyla yazılır. “Zafername” de onlardan biri… Bugün sana, bir kalemin, bir vicdanın ve iki farklı insanın hikayesini anlatmak istiyorum. Biri aklıyla dünyayı çözmeye çalışan bir adam, diğeri kalbiyle insanları anlamaya çalışan bir kadın. İkisi de aynı kitabı okuyor: Zafername. Bir Akşam, Eski Bir Kitap Yağmurlu bir İstanbul akşamıydı. Eski bir sahafın köşesinde, rafların arasında tozlu bir kitap dikkat çekti: Zafername. Ali, mühendis kafasıyla hareket eden, hayatı mantık çerçevesinde yaşayan bir adamdı. Kitabın kapağındaki eski harfleri görünce, “Bu bir tarih kitabıdır, stratejik bir…
12 YorumMoğolca ve Türkçe Benzer mi? Geleceğe Dair Dilsel Bir Yol Haritası Hiç düşündünüz mü, diller de insanlar gibi mi evrimleşir? Birbirinden ayrı gibi görünen iki dil, yüzlerce yıl sonra yeniden ortak bir noktada buluşabilir mi? Bugün “Moğolca ve Türkçe benzer mi?” sorusunu sadece tarih kitaplarına bakarak değil, geleceğin olasılıklarıyla düşünmenin zamanı geldi. Bu yazı, geçmişin köklerinden geleceğin ihtimallerine uzanan bir fikir yolculuğu… Moğolca ve Türkçe tarihsel olarak akraba değil ama yapısal olarak şaşırtıcı derecede benzer. Bu benzerlik, gelecekte iki dilin stratejik iş birliği ve kültürel yakınlaşma potansiyelini artırabilir. Geçmişten Gelen Yankı: Ural-Altay Teorisi ve Ortak Yapılar Önce temel bir gerçeği…
6 YorumGüreşte Para Var mı? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücüyle Sporu Yeniden Düşünmek Bir eğitimci olarak her zaman şunu söylerim: Öğrenmek yalnızca bilgi edinmek değildir; insanın kendini ve dünyayı yeniden inşa etme sürecidir. Her yeni deneyim, zihnimizin sınırlarını biraz daha genişletir. Peki, “Güreşte para var mı?” sorusu, yalnızca bir gelir merakı mı, yoksa öğrenme, emek ve dönüşümün ekonomik karşılığını sorgulamak mı? Bu soruyu pedagojik bir mercekten incelediğimizde, yalnızca sporun finansal boyutunu değil; aynı zamanda öğrenme süreçlerinin bireysel ve toplumsal etkilerini de görürüz. Çünkü güreş, sadece bir mücadele değil, bir öğrenme yolculuğudur — bedeni, zihni ve karakteri eğiten bir okul gibidir. Öğrenme Teorileri Işığında…
8 YorumKamu Düzeninin Yeni Unsurları Nelerdir? Toplumsal Değişimin Nabzını Tutmak Toplumların düzeni, sadece yasalarla değil, o yasaların ruhunu şekillendiren değerlerle, anlayışlarla ve çağın getirdiği yeni dinamiklerle belirlenir. Ben, farklı bakış açılarını tartışmayı seven biri olarak, “kamu düzeni” kavramının artık klasik tanımlarla açıklanamayacak kadar genişlediğini düşünüyorum. Gelin birlikte bakalım: kamu düzeninin yeni unsurları neler olabilir, kim nasıl bakıyor, hangi noktada buluşabiliyoruz? Kamu Düzeninin Klasik Çerçevesi: Devletin Temel Dengesini Koruma Kamu düzeni, uzun yıllar boyunca “toplumun güvenliği, sağlığı, huzuru ve genel ahlakı” korumakla ilişkilendirildi. Devletin varlık nedeni olarak görülen bu kavram, bireysel özgürlüklerle kamusal çıkar arasında bir denge noktası oluşturuyordu. Ancak dijitalleşme, toplumsal…
12 YorumGöz Doktoru Hangi Ameliyatları Yapar? Öğrenmenin Işığında Görmenin Anatomisi Bir eğitimci olarak hep şunu düşünürüm: öğrenmek, yalnızca bilgi edinmek değil; bakış açısını değiştirmektir. İnsan, bir şeyi öğrendiğinde yalnızca gözleriyle değil, zihniyle de görmeye başlar. Göz doktorlarının yaptığı ameliyatları öğrenmek, tıbbî bir merakın ötesinde; insanın görme olgusunu, algı dünyasını ve öğrenmenin kendisini anlaması için bir fırsattır. Çünkü görmek, öğrenmenin en güçlü metaforudur — “anlamak” da çoğu zaman “görmek” fiiliyle anlatılır. Bu yazıda, göz doktorlarının yaptığı ameliyatları yalnızca tıbbi süreçler olarak değil; öğrenme teorileri ve pedagojik yaklaşımlar çerçevesinde bir keşif yolculuğu olarak ele alacağız. — Görmek Üzerine Öğrenmek: Pedagojik Bir Giriş Her…
6 YorumRüzgarın, insanın hayatındaki etkisi bazen gözle görünmez, bazen ise devasa bir fırtına gibi yıkıcı olabilir. Fakat her rüzgarın ardında bir güç, bir anlam yatıyor. Siz hiç bir rüzgarın içindeki gücü hissedebildiniz mi? Belki de farkında olmadan, o rüzgar sizin için bir yol gösterici, bir öğretici oldu. Bugün size, rüzgarın en güçlü türünü anlatacağım, ama bunu bir hikayenin içinde keşfedeceğiz. Çünkü bazen sadece bir hikaye, gerçeği en doğru şekilde ortaya koyar. En Güçlü Rüzgar Hangisi? Bir Aşk Hikayesi, Bir Fırtına İzmir’in sıcağında, deniz kenarındaki bir kafe, bir sabahın erken saatlerinde iki dostu kabul ediyordu. Alper ve Zeynep… Birlikte büyümüşler, birbirlerinin en…
6 Yorum