İçeriğe geç

Surgeon’ın Türkçesi ne ?

Kayseri Sokaklarında Bir Gün

Bugün Kayseri’nin sabahı biraz griydi. Penceremi açtığımda rüzgâr yüzüme çarpıyor, hafif bir serinlik bırakıyordu. Kahvemi alıp balkona çıktım ve derin bir nefes çektim. İçimde tarif edemediğim bir heyecan vardı ama bir o kadar da korku. Hep yazıyorum ya günlüklerime, bugün başka türlü olacak gibi hissettiriyordu.

Düşüncelerim arasında dolaşırken aklıma bir kelime takıldı: “Surgeon.” Bazen İngilizce kelimeler takılıyor beynime, özellikle anlamını bilmediğim zaman. Merak ettim, Türkçesi ne acaba diye. Hemen telefonuma sarıldım, “cerrah” olduğunu gördüm. Cerrah… Kelimeyi söylemek bile bana farklı bir his verdi. Sanki birinin hayatını elinde tutmak gibi ağır ama bir o kadar da kutsal bir görev.

Hastanede İlk Günüm

O gün için randevum vardı. Ablamın tavsiyesiyle, şehrin merkezindeki özel bir hastaneye gittim. İçeri girer girmez antiseptik kokusu sardı her yeri. O koku, beni hem rahatlatıyor hem de bir tuhaf geriyordu. Bekleme salonunda otururken etrafı gözlemledim. İnsanların yüzlerindeki endişe, bazen de umut, beni derinden etkiledi. İçlerinden biri, gözleri yaşlı bir yaşlı amca, elini tuttuğu bastonla sessizce bekliyordu.

Ben ise kendi içimde dönüp duruyordum. Cerrah kelimesi tekrar geldi aklıma. Düşündüm: “Bir cerrah olmak demek, hayatın sınırlarında yürümek demek. Birinin hayatını senin ellerine bırakması demek.” İçimde hem hayranlık hem de korku vardı.

Hayal Kırıklığı ve Umut Arasında

O gün doktorla konuşurken biraz utandım. Sorularımı sorarken kelimeler boğazımda düğümleniyordu. Ama içimde bir yerden gelen bir cesaretle, gözlerinin içine bakıp her şeyi sordum. Sonra bana bir hikâye anlattı. Bir çocuk cerrah olmuş, küçücük bir kasabada hayat kurtarmış. Anlattığı her detay, beni hem ağlatıyor hem de heyecanlandırıyordu.

İşte o an hissettim; hayal kırıklığı ve umut bazen aynı anda bir arada olabiliyor. Hayal kırıklığı, kendi yetersizliğimden geliyor; umut ise öğrenmek ve gelişmek isteğimden. Kalbim hızlı hızlı çarpıyordu ve içim kıpır kıpırdı.

Kayseri’nin Akşamı ve Düşüncelerim

Hastaneden çıkınca Kayseri’nin akşamına karıştım. Meltem yüzüme vururken, şehrin ışıkları titrek titrek yanıyordu. Banklardan birine oturdum ve günlük defterimi çıkardım. Kelimeler dökülmeye başladı: “Cerrah… İnsan hayatını ellerinde tutmak… Ne kadar cesaret ister bir meslek. Belki de ben bunu yapamam ama en azından öğrenebilirim.”

O an fark ettim ki duygularımı saklamak bana göre değil. Heyecanımı, korkumu, umudumu açıkça yazmalıydım. Günlüklerim bana bu özgürlüğü veriyordu.

Geceye Veda

Evime dönerken Kayseri’nin sokakları neredeyse boştu. Sokak lambaları titrek, ama güven veriyordu. Bir yandan “cerrah” kelimesi aklımda dönüp duruyor, bir yandan kendi hayatımın küçük ama değerli kararlarını düşünüyordum. Belki bir gün, ben de birinin hayatına dokunabilirim. Belki küçük bir cesaret, birinin hayatını değiştirebilir.

O gece yatağıma uzandım ve defterimi açtım. Kelimeler, duygular, umut ve korku… Hepsi oradaydı. Gözlerimi kapatırken düşündüm: Hayat bazen bir cerrahın keskin bıçağı gibi hassas, ama bir o kadar da büyüleyici.

Son Düşünceler

Bugün öğrendim ki, “Surgeon” Türkçede “cerrah” demek. Ama kelimenin ötesinde bir anlam taşıyor; sorumluluk, cesaret, umut ve bazen hayal kırıklığı… Kayseri’nin sokaklarında dolaşırken, bu kelimeyi sadece öğrenmekle kalmadım; hissettim. İçimde bir ateş yandı, belki de hayatım boyunca taşıyacağım bir ilham.

Belki bir gün, kendi yolumda ilerlerken bir cerrahla tanışacak ya da belki kendi küçük kararlarımda bir cerrah kadar dikkatli olacağım. Ama şimdilik yazıyorum. Hissettiğim her şeyi, gözlerim dolarken, kalbim kıpır kıpırken yazıyorum.

Hayat böyle bir şey işte; bazen sessiz, bazen çalkantılı, ama her zaman öğretici. Ve ben bu hislerle yaşamak istiyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://piabellaguncel.com/Türkçe Forum